Daha otoparka inerken başladım mırıldanmaya Imagine'i arabaya uzanıp bir an önce radyoyu açmak içinde olabildiğince hızlandım.Bu sefer tutacak sanarken radyo-şarkı falım Jacques Brel çalıyordu, neyseki artık bol bol fal tutacak zamanım var henüz vermiştim istifamı, istediğim iş bu değildi hem bu da falımda çıkmıştı.Menzilahırdaki soğuk terler döktüğüm o çadırı,falcıyı nasıl çıkarabilirim ki aklımdan?Ya mahallenin çocuklarına "Burada falcı var mı ?" diye sorduğumda önce yüzüme aptal aptal bakıp sonra alay etmelerini? Neyse ki iyice eğlendikten sonra falcıya götürmüşlerdi. Gittiklerimden pek bir farklıydı, süslemeleri bile yarına ait gibiydi; sanki konuşmanın ortasında başka bir yere gidip geliyor gibiydi, gayet tabii rol yapıyor olabilirdi lakin bunca yıllık tecrübemle rahatça anlayabilirdim hem kitapları da beni doğruluyordu.Ne demişti? "Abe şaşkaloz ne demeye sorarsın falcıyı, bilmezmisin darbukayı çalar,çiçeği satar, en olmadı fal bakar sipalimizi alırız, uzat elini.Ne demeye çalışırsın sen daha çıkıp oynasana maalede, hem şurda kalmış on günün, gacıyı da kaçırmışsın.Halen kulağımda çınlıyor sesinin tonu bile, orada karar verdim zaten işten ayrılmaya istediğim iş değildi bir kere.Kendime ayracam artık pazartesileri, salıları da. Bu haftasonu şu bulaşıklara el atam birikmişlerdi, kitaplar da .Bence her ikisi de aynı okunmamış kitaplar açlığımı tasvir eder, yıkanmamış tabaklar tokluğumu.
Nicedir açım kitaplara az da olsa gidermek için fırsatım var, sahafları da geziveririm hem bu hafta severim sahafları; içerideki koku mu yoksa tarihe tanıklık eden satıcılarla muhabbeti mi daha çok cezbediyor bilemiyorum.Güzel kitaplar denk gelse de kapak güzeli nadir alırdım, biraz makyaj isterlerdi genelde.Bunu da kimseye yaptırmaz, bulaşıkların aksine sabırla ilgilenirim kendileri ile gerekirse her sayfasını koparır baştan formalar,ciltlerim.10 yaşındaydım ustam beni matbaadan bastırdığı fatura cildini almaya yolladığında, üzerinden iki saat geçmiş meraklanıp ardımdan gelmiş beni makineye dalmış görünce hemen matbaa sahibi ile konuşmuş orda işe başlamamı sağlamıştı, ilk transferim diyorum ben buna. Orada öğrenmişti zaten çiçekler gibi kitaplarında konuşmaya ihtiyacı olduğunu.
Yine tutmadı be şarkı ben "Hello"'yu mırıldanırken "Good Bye"'in çıkması tam ters köşe dedikleri bu olsa, ah be abi ne yaptın sen öyle durulur mu yolun ortasında...
Nicedir açım kitaplara az da olsa gidermek için fırsatım var, sahafları da geziveririm hem bu hafta severim sahafları; içerideki koku mu yoksa tarihe tanıklık eden satıcılarla muhabbeti mi daha çok cezbediyor bilemiyorum.Güzel kitaplar denk gelse de kapak güzeli nadir alırdım, biraz makyaj isterlerdi genelde.Bunu da kimseye yaptırmaz, bulaşıkların aksine sabırla ilgilenirim kendileri ile gerekirse her sayfasını koparır baştan formalar,ciltlerim.10 yaşındaydım ustam beni matbaadan bastırdığı fatura cildini almaya yolladığında, üzerinden iki saat geçmiş meraklanıp ardımdan gelmiş beni makineye dalmış görünce hemen matbaa sahibi ile konuşmuş orda işe başlamamı sağlamıştı, ilk transferim diyorum ben buna. Orada öğrenmişti zaten çiçekler gibi kitaplarında konuşmaya ihtiyacı olduğunu.
Yine tutmadı be şarkı ben "Hello"'yu mırıldanırken "Good Bye"'in çıkması tam ters köşe dedikleri bu olsa, ah be abi ne yaptın sen öyle durulur mu yolun ortasında...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder