15 Şubat 2013 Cuma

yazgülü


E hadi sen de yaz yaz yaz, içinden ne geliyorsa yaz..
                     *  *  *
14 Şubat geldi geçti peh peh peh
bugün blog için ne yaztın hilenoğlu razık bey heeeeyyyy
                    *  *   *
bir yaz günü bir yaz günü
yaz gelse di mi, yeterince üşüdük
                   *  *  *
hep beraber olacağınız ama her seferinde bir şeylerin eksileceği
birilerinin değişeceği, hayatın farklı açılarına sahip olacağınız
tercihlerinizin ve önceliklerinizin başkalaştığı
paylaştıklarınızın artık yetmediği
tüm eski dostlara selam olsun
kaybetmek ömür boyu.. iyi pazarlar..

Dünyayı sadece cumartesi akşamı niyetiyle yaşayanlara...


4 Şubat 2013 Pazartesi

SIĞ


Okurken gülmekten öldürecek hikayelerim olsun isterdim ama ne zaman yazıya başlasam hemen bir trajedi hemen bir dram havasına bürünüyorum. Top oynarken üstüne abandığım arkadaşlarım gelsin isterdim ya da kovalarken suya düşürdüklerim ama nedense böyle inceden bir efkar basıyor ki dünyada görüp görebileceğiniz en kaygısız adamım ben. Ankara’nın göbeğinde kara işeyerek adımı yazmışlığım vardı bu da sıcak bir dostluk hikayesidir ama içinde penis ve dostluk kavramlarını bulunduran olayın detaylarını anlatmaktan kaçınacağım. Hatta hiç bir şey anlatmayacağım ama kendimi anlatmak zorunda hissediyorum.

Aslında konuya direk dalmak lazım ama işte lafı eveleyip geveleyerek zaman kazanmaya çalışıyorum. Belki de şöyle anlatmalıydım dan diye:


Her hafta sonu bimden yaptığımız poşetler dolusu alışverişler geliyor aklıma anlatabileceğim. Ne sığlıkla geliyor derseniz bu kadar sığlıkla işte tamamen sığ..  

Ya da sırf geyik olsun diye linkedin'den genç futbolculara Türkiye'de oynamak isterseniz bana cv'nizi yollayın deyip 2 gecede 7 tane olan cv havuzumdan bahsedebilirdim. Hatta işin daha da sığ olan tarafı benim onlardan daha çok gaza gelip bir kaç ptt 1. lig takımına elimde acaip futbolcular var tarzında mailler atmam da olabilir. Tff nin sitesinden menajer olma şartlarını falan araştırdığımı da söylemeyeceğim.

Ama değineceğim bir nokta var bu konu hakkında; elektrik elektronik mühendisliği eğitimi ile başlayıp satış mühendisliği ile kariyerine devam ederken bir anda siddharta gibi aydınlanıp aşçı olmaya karar veren ve gerekeni layıkıyla yapan bir adamdan ilham alıyorum ondan bahsetmek isterim. ismi benim için yokçuoğlu olarak kalacaktır. Teşekkürler bayım

diyerek sıkılıyor ve sıkılırken aklıma komik şeyler gelmeye başlıyordu o halde yazımı burada noktalıyorum hayatta güzel tesadüfler hep sizlerle olsun iyi pazarlar..


Dünyayı sadece cumartesi akşamı niyetiyle yaşayanlara...