-->
Yazımın giriş ve gelişme
kısımlarının asıl bahsetmek istediklerimle dolaylı yoldan, sonuç kısmının ise
direk alakalı olacağını belirtmek isterim; uzun bir süredir beni rahatsız eden bir
konu ve sözlerim (kendimce uydurduğum) bilinçsiz tüketim çılgınlığı grubuna
dahil olan kesimedir.
Efenim bilen bilir bir kaç hastalığımdan biridir kalem
hastalığı; kendimi bildim bileli hastasıyımdır kalemlerin pek ayırmasamda
versatil ve dolmakalemler önceliklidir bende.Bit pazarlarından, çöpçü pazarına,
internet sitelerinden, okul kırtasiyelerine, en lüks mağazasından,
işportacılara her beğendiğim kalemi bütçem elverdikçe almaya çalışır koleksiyonuma katarım.Her birinin yeri ve
hikayesi ayrı olsa da her biri size bir hikaye anlatmaz anlatamaz.Burda
hikayesi olmamasından bahsetmiyorum hikaye anlatamamasından bahsediyorum hani
bir fotoğraf vardır bir anı dondurmuştur sizce bir hikayesi vardır birde
fotoğraf vardır baktıkça sizi alır götürür hikayeler anlatır , yaşar durursunuz
o çerçevede işte kalemlerimin bazısı da böyledir alır götürür beni.
1999 yazıydı Nürnberg sokaklarını
bir pazara rastlama umuduyla adımlıyordum kim bilir belki önüme bir Pelikan
M400 denk gelirde alırım diyerekten o sokak senin bu sokak benim dönüp dolaştım
lakin kendimi sonunda bir parkın yanındaki kırtasiyede bulunca çaresizce içeri
attım kendimi.İçerisi Online ve Lamy standlarından ibaretti; hoşuma giden
bir kaç modeli sepetime atıp çıktım, böylece ilk Lamy’ime (Lamy Safari) kavuşmuş oldum.
Sonrasında ödüllü olan bu model öyle hoşuma
gitti ki seriye bir kaç kalem daha ekledim. Seri neredeyse ilkokul
öğrencilerinin de rahatça alacağı şekilde piyasaya sunulmuş olmasına rağmen renkleri
ve tasarımı ile bakışları rahatça üzerine toplamakta, safari ve al-star serisi
bir kaç yıldır ülkemizde de popülerler tasarımları,ele oturmaları,renkleri, uç seçenekleri
ile gündelik kullanım ve fiyat performans olarak üst sıralardalar.
İşte tam bu noktada asıl bahsetmek istediğim konu geliyor çevremde
rastladığım stil sahipleri (!), kimi şirketlerdeki satın alma elemanları,
muhasebe elemanları yahut şirkette gecesini gündüzüne katıp gözleri
uykusuzluktan şiş spor ayakkabı kot pantolonlu tsirhtli teknik elemanların
yanından sabah koşusunu yapmış ellerinde karton bardaklı kahveleri ile geçen takım
elbiseli abilerim ablalarıma lafım;lamy si olmayanı da bu pozisyonlara
getiriyorlar nolur kasmayın ve kendisini varoluş amacı olan yazmak eyleminin
dışında kullanmayın. Hadi diyelim ki pahallı bir kalemim var rolünü
oynayacaksanız hiç değilse elinizde bir montblanc yahut waterman ile gelin ki
ben de sizin hikayenizi merak ediyim, zira ilkokul öğrencilerinin tercihleri
arasında olduğunu yukarda da belirttiğim bir kalemin forsuna güvenip geliyorsan
sınırın olduğunu da tahmin etmelisin.
Gelelim benim karın ağrımın
nedenine arkadaş şu cehaletimizi ve kasıntılarımızı atalım yahu, hazır dünya
daha da küçülmüşken hani internet denen olayı bu kadar çok kullanan bir
ülkedeyken azıcık da araştırmaya merakımızı doğru bilgiyle gidermeye kullanalım, aynı şekilde canım ülkemdeki
fotoğraf çılgınlığı da beni çıldırtıyor (daha doğrusu fotoğraf makinesi alma
çılgınlığı pixel yarışları fikon mu döver nanon mu sorunsalları içinde makine
seçen yeni model çıkınca fotoğraf üretmemesine ragmen makine yenileyenlere
lafım) öyleki eski sovyet ülkelerinde
pazarlarda kilo ile alabileceğiniz zenit, fed, zorki, lomo marka fotoğraf
makinelerini moda oldu diye abartı fiyatlara satılmasını da anlayabilmiş
değilim.
Aldığınız ürün ne olursa olsun amacına ve amacınıza hizmet etmiyorsa gerçekten boşuna para vermişsiniz demektir.
Not:Kesinlikle bir yanlış
anlaşılmaya mahal vermek istemem lamy benim de severek kullandığım kalemlerimden
biri heleki belirttiğim gibi o fiyat aralığında böylesini bulmuşken elimden
düşüremediklerim arasında, aynı şekilde gerek Smena Symbol’um olsun gerek Fed
5c’im gerekse Lubitel 166’ım olsun kullanmaktan zevk aldığım makinelerimden
sadece birkaçı ancak elbisesine yakıştı diye Diana f i takı niyetine alan
insanlar gördüğümden beri kendime gelebilmiş değilim.Yazımın başında da
belirttiğim gibi konudan uzaklaşmış yada konu içinde konu açmış olabilirim.Ancak
bilinçsiz tüketim çılgınlığımızı bir de cehaletle birleştirip aldıklarımızın
kendimizi bir mok sanmamıza neden olmasına dayanamadım,ne olur buna izin vermeyin.
Sevgiyle kalın.
R.H.
HATAY