12 Aralık 2012 Çarşamba

Lamy Safari Speyşil Edişın

-->
Yazımın giriş ve gelişme kısımlarının asıl bahsetmek istediklerimle dolaylı yoldan, sonuç kısmının ise direk alakalı olacağını belirtmek isterim; uzun bir süredir beni rahatsız eden bir konu ve sözlerim (kendimce uydurduğum) bilinçsiz tüketim çılgınlığı grubuna dahil olan kesimedir.

Efenim bilen bilir bir kaç hastalığımdan biridir kalem hastalığı; kendimi bildim bileli hastasıyımdır kalemlerin pek ayırmasamda versatil ve dolmakalemler önceliklidir bende.Bit pazarlarından, çöpçü pazarına, internet sitelerinden, okul kırtasiyelerine, en lüks mağazasından, işportacılara her beğendiğim kalemi bütçem elverdikçe almaya çalışır  koleksiyonuma katarım.Her birinin yeri ve hikayesi ayrı olsa da her biri size bir hikaye anlatmaz anlatamaz.Burda hikayesi olmamasından bahsetmiyorum hikaye anlatamamasından bahsediyorum hani bir fotoğraf vardır bir anı dondurmuştur sizce bir hikayesi vardır birde fotoğraf vardır baktıkça sizi alır götürür hikayeler anlatır , yaşar durursunuz o çerçevede işte kalemlerimin bazısı da böyledir alır götürür beni.
1999 yazıydı Nürnberg sokaklarını bir pazara rastlama umuduyla adımlıyordum kim bilir belki önüme bir Pelikan M400 denk gelirde alırım diyerekten o sokak senin bu sokak benim dönüp dolaştım lakin kendimi sonunda bir parkın yanındaki kırtasiyede bulunca çaresizce içeri attım kendimi.İçerisi Online ve Lamy standlarından ibaretti; hoşuma giden bir kaç modeli sepetime atıp çıktım, böylece ilk Lamy’ime  (Lamy Safari) kavuşmuş oldum.
 Sonrasında ödüllü olan bu model öyle hoşuma gitti ki seriye bir kaç kalem daha ekledim. Seri neredeyse ilkokul öğrencilerinin de rahatça alacağı şekilde piyasaya sunulmuş olmasına rağmen renkleri ve tasarımı ile bakışları rahatça üzerine toplamakta, safari ve al-star serisi bir kaç yıldır ülkemizde de popülerler tasarımları,ele oturmaları,renkleri, uç seçenekleri ile gündelik kullanım ve fiyat performans olarak üst sıralardalar.
İşte tam bu noktada asıl bahsetmek istediğim konu geliyor çevremde rastladığım stil sahipleri (!), kimi şirketlerdeki satın alma elemanları, muhasebe elemanları yahut şirkette gecesini gündüzüne katıp gözleri uykusuzluktan şiş spor ayakkabı kot pantolonlu tsirhtli teknik elemanların yanından sabah koşusunu yapmış ellerinde karton bardaklı kahveleri ile geçen takım elbiseli abilerim ablalarıma lafım;lamy si olmayanı da bu pozisyonlara getiriyorlar nolur kasmayın ve kendisini varoluş amacı olan yazmak eyleminin dışında kullanmayın. Hadi diyelim ki pahallı bir kalemim var rolünü oynayacaksanız hiç değilse elinizde bir montblanc yahut waterman ile gelin ki ben de sizin hikayenizi merak ediyim, zira ilkokul öğrencilerinin tercihleri arasında olduğunu yukarda da belirttiğim bir kalemin forsuna güvenip geliyorsan sınırın olduğunu da tahmin etmelisin.
Gelelim benim karın ağrımın nedenine arkadaş şu cehaletimizi ve kasıntılarımızı atalım yahu, hazır dünya daha da küçülmüşken hani internet denen olayı bu kadar çok kullanan bir ülkedeyken azıcık da araştırmaya merakımızı doğru bilgiyle gidermeye kullanalım, aynı şekilde canım ülkemdeki fotoğraf çılgınlığı da beni çıldırtıyor (daha doğrusu fotoğraf makinesi alma çılgınlığı pixel yarışları fikon mu döver nanon mu sorunsalları içinde makine seçen yeni model çıkınca fotoğraf üretmemesine ragmen makine yenileyenlere lafım)  öyleki eski sovyet ülkelerinde pazarlarda kilo ile alabileceğiniz zenit, fed, zorki, lomo marka fotoğraf makinelerini moda oldu diye abartı fiyatlara satılmasını da anlayabilmiş değilim.
Aldığınız ürün ne olursa olsun amacına ve amacınıza hizmet etmiyorsa gerçekten boşuna para vermişsiniz demektir.
Not:Kesinlikle bir yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem lamy benim de severek kullandığım kalemlerimden biri heleki belirttiğim gibi o fiyat aralığında böylesini bulmuşken elimden düşüremediklerim arasında, aynı şekilde gerek Smena Symbol’um olsun gerek Fed 5c’im gerekse Lubitel 166’ım olsun kullanmaktan zevk aldığım makinelerimden sadece birkaçı ancak elbisesine yakıştı diye Diana f i takı niyetine alan insanlar gördüğümden beri kendime gelebilmiş değilim.Yazımın başında da belirttiğim gibi konudan uzaklaşmış yada konu içinde konu açmış olabilirim.Ancak bilinçsiz tüketim çılgınlığımızı bir de cehaletle birleştirip aldıklarımızın kendimizi bir mok sanmamıza neden olmasına dayanamadım,ne olur buna izin vermeyin.
Sevgiyle kalın.
                      R.H.     
HATAY

1 yorum:

  1. Çok hoş bir yazı olmuş Razık :) Fikon mu döver nanon mu bölümünü ayrıca çok beğendim. Eline sağlık.

    YanıtlaSil