öyle bir ülke ki kendi yaşamından, beraber hayatını geçirdiği insanlardan sıkılmış; geleceğine umutla bakamayan, tüm gün verimli ol-a-madığı / sevmediği bir işi yapıp akşam eve gidince yine sonraki ve sonraki günü düşünüp sıkılan ama bunların sonucu hayatını daha farklı bir yöne döndürmek için hiçbir umudu bulun-a-mayan insanların yaşadığı..
ama hayır.. şu ülkede kendini şanslı hissedebilecek küçük bir azınlık içinde olan birinin bunları söyleyip mızmızlanması, bunları kendine koz olarak görmesi ve kendi tatlı keyfine alet etmesi en haincesi. ama ne demişler komünizm 20.yy'da yıkıldı çünkü o bayrağı sadece burjuvanın zengin çocukları taşımaya çalıştı işçi sınıfı değil.. net bir şekilde 90'larda çocuk olan -bizim nesil- aslında biz de onlar gibi olmayalım diye sevgili ebeveynlerimiz tarafından apolitik yetiştirildik. çoğumuz ergen dönemlerinde yalandan rockçı/punk falan oldu, ucundan solcu/greenpeace'ci falan olanlarda az değildi. fırsatı olan çocuğu en iyi mesleklere sahip olsun kendi özgürlüğün kavuşsun diye istediklerini yaptı, fırsat verdi, okuttu, belki şımartmadı ama her istediğini yaptı..
ben -tabii ki yönlendirmeler olsa da- kendi isteğimle mühendislik okudum. keyif aldım, merak ettim ve asla pişman değilim. bu yollardan geçmeseydim aynı kafa yapısında olabilir miydim bilmiyorum. ama insan zihni başka -oyalayıcı- şeylerle meşgul değilse çok tehlikeli olabiliyor. hep hayatı ile ilgili farklı farklı dönemeçler alma isteği zihinde filizleniyor. evet belki bizi korumak için apolitik yetiştirdiler ama içlerindeki "o" geni, özgürlük ruhunu, belki ucundan da olsa "çiçek çocuğu"nu bize bulaştırdılar..
iyi ki de olmuş, iyi ki de -aslında yaşadığımız karambol dünya için hafif bir delilik sayılabilecek- bir karar verdim ve uygulamaya koydum. arkamda ne ailemden ne de çevremdekilerden hiç bir şeyi kırıp dökmeden, bunca uğraş üstüne sahip olduğum mühendisliği bırakıp aşçı olmaya karar verdim..
ülkemizin deli metropolü istanbul yeni bir kaçığa bunun sonucu sahip oldu. hatta hesaplamıştım istifa ettiğim -bana hertürlü imkanı sağlayan, ihtiyacım olandan daha çok maaş veren- işimde 2011 yılı boyunca beş kuruş para harcamadan 12 farklı ülke bile gezmişim -ki seyahate taparım-. neyse şimdiye kadar kimseye bir zararım yok. önce İstanbul'da bir akademide aşçılık okumaya başladım. 4 ay sonunda canım fransız mutfağı temelini bünyeye alıp bir bolu/mengen panayırı olan istanbulumuzun boğaziçindeki 5 yıldızlı otellerinden birinde bir 4 ay daha kendimce çok keyif aldığım ve hergün yeni şeyler öğrenip bu yeni sektörüme yavaş yavaş piştiğim stajımı belki yorularak ama kendime güvenim ve bu işe heyecanım artarak, bir sürü güzel insanla tanışarak başarı ile bitirdim..
tabii bir işte profesyoneli olmak için o işten para kazanmak gerekmekte ama daha yolum uzun şimdi sırada bir italya maceram var. italya'nın en iyi aşçılık okullarından birinde 2 ay geçireceğim. nelerle karşılaşacağım konusunda şimdiden çok heyecanlıyım. sonrasında 5 ay italya'nın herhangi bir şehri/kasabası'ndaki bir lokantada da staj yapacağım. elimden geldiğince de hem aklımdan geçenleri hemde yaşadıklarımı burada paylaşacağım..
şimdilik bu kadar..