kim bilir belki twitterdı belki de cemal'in kırmızı kuşu
kim bilir... rüzgara bırakıp kanadını ödünç bir bulut içinde öylesine bir kuş işte..
lanet olsun sorma daha fazla.. sana bir kuş diyorum.... siktiğimin iki kanatlı normal bir kuş..kuuşşş...
nerdesin kuş? hayır kuş hayırr gitmee ne olursun.. gittin mi? kuş nerdesin? işte bak uçuyor.. gelsene tatlı kuş gel, gelsene seni lanet olası..
kim bilir en son kimin en sevdiği dalı kırdım, kimin eliyle diktiği çiçeği koparttım
kim bilir en son kimin göz yaşı aktı benim için, ya da kimin zamanını çaldım bilemiyorum.. kime dokundum ürperdi kiminle dans ettim en son kimi güldürdüm ve kim arkamdan küfür etti
en son 2 bira içip yalnızlığımı düşündüğüm zaman.. ne zamandı en son? ve en son dudaklarım çatladığında gülüşünden ben dünya derdine düşmüştüm, dünyevi telaşlar işte.. afedersin düşünemedim; daha fazlasını... gök düştü sonra zaten.
en son radyodan ince bir tını, bir rüzgar, uzaktan bir ışık kimbilir ne zamandı,ve kayboluşlar içinde sürüklendiğim bu tuhaf haller.... ne var halimde? bilmem ne var? koca bir duvar...
sevdası için en son ölen adam, kadın bilmiyorum kimse artık ve ben ne konuşuyorken durmalı mıyım? sustumm tamam..
ve en son ben 2 bira içip behzat seyrederken unutmak isterdim un kelimesinden gelip un ufak etmek.. amaçlarımı var etmek yokluklardan, en büyük yokluğu bir amacın varlığımda zuhur ediyor olması mı?
bilemedim zahide mi, tezene mi? yoksa haydar mı, ar namus şişesi mi taşa çalınan?
içim mi bu yangının sebebi yoksa cehaletim mi, ilim ilim bilmekse ve ben bilemezsem kendimi kime kaçmaktı bu.. sonu olmayan kaçmaların en uzunu...
kuşa ne oldu? geldi mi? gelmedi de mi o fahişe? kuş mu fahişe? hayır onu demiyorum
sonra ne mi oldu? hiç bişi evet sonrası hiç. koca bir boşluk, hasan hüseyin mektubunu akarsuya bıraktı, ali ismail yine korkmadı yağmurdan, yalın ayak taze ekmek kokusuna gitti ayaz bir akşam.. bir saz bir hasret sıcak bir temmuza doğru..
ben mi? ben hiç bir şey yapamadım, öylece oturdum koltuğumda sesleri duyduğumda korktum.. hem de öylesi korktum ki saklandım köşeye.. "ne olur" dedi bilincim ali gibi, kalktım bir yudum su içtim hasan ve hüseyin ve rahmet..
korkmuştum, kancıklaştım.. yaşama güdülerim öylesi baskındı ki bu topraklarda bin yıllardır süre gelen yaşama dürtüsü gibi.. önce kendimi sattım..
son biramı da içtim..ve bir gün sigara içersem her dal son sigaram olsun isterim, son sigara... sonra kuşlar hay amına koduğumun kuşları.. ağzımı doldura doldura küfür ettirdi bak gene kanadı parlak kuşlar..
ve gece yerini aldı, üstüm başım biraz kül ,biraz ihanet, biraz geçmiş ve biraz türkü.. o kuşu bir daha görmek istemiyorum,uyumak istiyorum... siktirip gidip uyumak
sonra dedi ki: yaşa,seviş, öldür...
soğukkanlı bir katilin dudaklarından döküldüğünü düşündüğüm bu sözleri duyar duymaz irkildim oysa konuşan bendim hayır kuştu
ve son şarkı alakasız da olsa ki alakalı ne kaldı köprü altı kapkara..
Dünyayı sadece cumartesi akşamı niyetiyle yaşayanlara...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder