Aktarma için
havalimanında bol beklemeli yorucu bir uçuştu, nihayet son aktarmamı yapıp
evime atacaktım kendimi.
Tabii bir süre
dünyadan kopuk yaşayan ben pilotların ve hatta çalışanların grevinden
bihaberdim.Biraz geç oldu öğrenmem , hiç görmediğim kadar bir kalabalık vardı
etrafta bir an gözüme havuz problemi gibi göründü sanki onlarca musluk
dolduruyor birkaç tanesi de boşaltmaya çalışıyordu, boşalmıyor doluyor hatta
taşmak üzereydi.Kafam tren rayının çınlaması gibi inceden titreyerek zonkluyor
üstüne inanılmaz bir kirlenmişlik psikolojisi ile huysuzlasşmaya başlamıştım.
Bi yanımda bilmem ne gıda konferansından gelen katılımcılar, akademisyenler
(hepsinin çok tatlı bez çantaları vardı J) , bir tarafımda telefonu sarka takmak
için bekleyen gençler ve her yanımda avazı çıktığınca ağlaşan çocuklar; acep
rüyamıydı ?
Birden üzerine
yaslandığım klarneti hatırladım, neden olmasın ki ? Metro çıkışında
denemişliğim vardı, yüzüme aptal bir gülümsemenin eminliği ile hemencecik
topladım klarneti. Bir iki nota denemesinden sonra çalabildiğim üç şarkıdan
ilkine başlamıştım, sanırım bütün salon bana bakıyordu aldırmadandevam
ettim,zaten üfleyebildiğim hepi topu 3-4 şarkı vardı durmak olurmuydu ?Sonradan
tanıştığımız doçent kafasını notlarından kaldırarak bana anlam vermeye çalışan
bir ifadeye tezat oluşturacak şekilde elindeki
kalemi notlarına vurarak tempo tutuyordu –sanırım istemsizce yapıyordu- , ama hiçbiri
beni ağlamayı kesen çocuklar kadar mutlu etmemişti o an.Hatta güvenliği
sağlamak için orada bulunan memurun da benim gibi düşündüğüne eminim, yoksa
koşar adımlarla bana gelmeye çalışırken etraftaki sessizliği farkedip
durmasının başka bir açıklaması olabilirmiydi?Nihayet üfleyebildiğim şarkılar
bitmişti sanki saatlerdir konser vermişim gibi klarneti temizlemeye
başlamıştım, bu hareketim üzüntüyle karşılansa da gelen uçuş anonsunun sevinci
ile çok sürmedi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder