11 Ağustos 2014 Pazartesi

Başarı



Başarı.

Bir çok şey gibi başarıda da henüz aklımız ermeğe başlarken başlıyoruz kıstaslarımızı belirlemeğe . Bak onun ayakkabısı daha güzel, bunun bisikletinin rengi daha güzel, şunun notları daha iyi diyerek başlıyoruz amaçlarımızı belirlemeğe. Tamda bunlarla büyüyüp bir kısmını aştıktan sonra yeni amaçlarla başarı kriterlerimizi oluşturuyoruz, daha güzel bir bilgisayar, daha hızlı bir araba, en yeni telefon.

Herkesin elbette ki bir amacı var,olmalı da zaten, başarı ise hep bu amaçlar doğrultusunda ölçülmüştür.Amacımıza ulaşabildiğimiz kadar başarılıyız ya sonuçta.Peki ama başarımızın kıstaslarını neye göre, nasıl belirlediğimizi hiç kendimize soruyor muyuz ? Amaçlarımız gerçekten bize mi hizmet edecek.Bu amaçlarımız sayesinde kimleri mutlu edeceğiz, üzeceğiz hiç düşünüyor muyuz?

Kendi adıma henüz amaçlarımı enine boyuna düşünmediğimi söyleyebilirim. Peki ama başarılı mıyım?

· Saatler, kalemler ve bilgisayarlar ile fazlası ile ilgiliyim. Ama halen muhteşem bir saatim, çok hızlı bir bilgisayarım ya da acaip pahallı bir kalem sahibi değilim.

· Öğrencilik hayatımı şöyle bir düşününce çokta fazla iyi notlara sahip olmadığımı görebiliyorum.

· Blok flüt dahil hiçbir müzik aleti çalamıyor/vuramıyor/üfleyemiyorum, hani zorlamasam okul sıralarında arkadaşlarla şarkı söylerken masaya vurup ritim bile tutamayacak kadar kötüyüm.Sesim en fazla 2 dakika dinlenebilecek kadar iyi.**

· Spor konusunda basketbol ve hentbol de fena sayılmam.

· Resim konusunda harikalar yaratabiliyorum(!), son denememde yaptığım resim görülmeye değer.

Ama halen, kimseyi umursamadan sokakta ya da alış-veriş merkezinde şarkı söylüyorum – kimseyi rahatsız etmeden :)-.

Saatler, kalemler, bilgisayarlar için zamanımı harcayabiliyorum ( kalem incelemek için yüzlerce kilometre yol gittiğimi hatırlıyorum).Sonuçta mutlu oluyordum.

Çok rahat bir yapım var hiç umursamam kimin hakkımda ne konuşacağını o an zıplamak istiyorsa canım sokağın ortasında herkesin önünde zıplarım bununla yetinmez ağaçların dallarını yakalamaya çalışırım, merdivenlerden kayarak iner, kollarımı kazağın içine çeker öyle gezerim.Kısacası hiçbir zaman öle kendini beğenmiş “Taşlı Yüzük” rolüne girip de aman taşlarım dökülecek diye endişelenmedim.

Çoğu zaman böyle rahat davranmam çevreden “kendini beğenmiş ne olacak, aman kendini bir şey sanıyor” gibi tepkiler almama neden olsa da umursamadım, sonuçta ailem ve sevdiklerim dışında kaybedecek neyim var ki ?

Başarım konusunda ise Ralph Walde Emerson’a göre;
“BASARI ;

Sık sık gülmek ve çok sevmektir;
Akılli insanlarin saygisini ve çocuklarin sevgisini kazanmaktir;
Dürüst elestirmenlerin onayini almak; sahte dostlarin arkadan vurmalarina dayanmaktir;
Güzeli sevmektir;
Herkesteki en iyiyi bulmaktir;
Karsilik beklemeyi hiç düsünmeden kendiliginden vermektir;
Geride ister saglikli bir çocuk, ister kurtarilmiş; bir ruh, ister bir parça yesil bahçe, ister iyilestirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyilesmesine katkida bulunmaktir;
Gönlünce eglenmek ve gülmek; Kendinden geçerek sarki söylemektir;
Tek bir kisi bile olsa, birinin sizin varliginizdan ötürü daha rahat nefes aldigini bilmektir.
iste bu basarili olmaktır...”Bu arada belirtmekte fayda var ki bazı kaynaklar bu alıntının Emersona ait olmadığını söyler.Burdan

Kimin olduğu benim için önemli değil ama kendime kıstas olarak bunları alacağımdan cevabım Evet BAŞARILIYIM!

Bilmem sizler ne kadar dikkate alırsınız ama size 3 önerim var


* Amaçlarınızı iyi seçin.
* Gerçekten de kaybedeceklerinizi iyi düşünün.Kaybetme korkusu ile kendinizi kısıtladıklarınız, gerçekten kaybedilmemeli mi?Çevrenizdeki duvarların çoğunu siz örüyorsunuz.
* Ufak şeyler ile mutlu olmayı bilin.


Mutlu kalın...

Bundan dört yıl önce yazılmış bir yazı.
** Artık biraz olsun Klarnet Üfleyebiliyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder