Kafamda fazla soru olmaz benim. soruları kisa süre düşünürüm, genel olarak düşünmeyi sevmem. Düşünmek iyi bir şey değildir, düşünmek üzer . Ne zaman düşüncelere dalsam bir yerlerden bir hayalkirikligimi asarim portmantoma. Zaten geçenlerde okudum beyninin yüzde 80i alinan bir adam hayatına devam edebiliyormus demek ki o kadar da gerekli değil, ha ben illa düşüneceğim illa mutsuz olacağım dersen amenna ama benim mutsuzluğum bana yetiyor. Kalkıp dostlara gitsem mi diyorum araya yollar giriyor koltuklar giriyor 2 şişe bira giriyor deviriyor beni, aptallığın devrimine yeniliyorum akilliligimdan mi aptallığımdan mi bilinmez.
"herkesin bir gideni var mı sahiden içinden uğurlayamadigi" mesela eski bir aşkı, kedisi, köpeği, bamkal amcasi, kapıcisi, eşi, dostu, anası, babasi... Dönüp arada bir geriye gizliden baktığı birileri. Mesela ben bir dost kaybetmiştim bir rica nedeniyle zaten sevmem ricalari da bu yüzden sonradan düşündüm belki de kaybedilmişti zaten birçok şey o ricadan da önce.
Hayat hakkında konuşmanın pek bir yarari yok teorik değil çünkü. Benim şimdiye kadar tatbik ettiğim hayat hep pratikten yana. Acıyı da, aşkı da, hüznü de, tutkuyu da, korkuyu da hep hesapsizca tattim. Belki sadece bana özeldir belki de benim kendime acıma şeklimdir bu kimbilir..
Uzun süre sonra yazmak istedim, ama yazmak istediğim gibi bir yazi olmadi diyeceklerim çoğalmış hepsinden bir parca koyunca yamalı bohcaya döndü. Yamalı mamali bohça bohcadir öyle diyelim... Kalin sağlıcakla
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder